top of page

Ahlaki hırs: iyi niyetli olmak neden yetmiyor?

Yazarın fotoğrafı: Alp
Alp
22 Ağu
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Rutger Bregman'ın Moral Ambition kitabı, iyi bir insan olmakla iyi bir sonuç üretmek arasındaki farkı soruyor. Rahatsız edici bir soru, ama işe yarar bir soru.



Pazartesi sabahı. Toplantının beşinci saati. Ekranda bir sunum var, sunumu iki kişi hafta sonunu vererek hazırladı, odada on kişi oturuyor ve kimse bu slaytların gelecek ay hatırlanacağına inanmıyor. Eve geliyorsunuz, yorgunsunuz. Ama uykunuz kaçmış. Zihninizi uyanık tutan ve rahatsız eden bir soru var: yeteneğimin, zamanımın ve paramın büyük kısmı tam olarak nereye gidiyor?


Ahlaki hırs. Rutger Bregman'ın Moral Ambition kitabının kapağının Türkçe hâli.

Hollandalı yazar Rutger Bregman'ın yeni kitabı Moral Ambition baştan sona bu sorunun etrafında dönüyor. Kitabın cevabı nazik değil. Ama bize kalırsa doğru yerden başlıyor.

Hayır, olduğunuz gibi iyi değilsiniz


Bregman kitabın ilk bölümüne bu cümleyle giriyor. Kişisel gelişim edebiyatının en sevdiği teselliyi, "olduğun gibi mükemmelsin" cümlesini, doğrudan reddediyor.


Buradaki hedefin biz olmadığımızı en baştan söyleyelim. Bregman kimseyi kötü niyetli olmakla suçlamıyor. Suçladığı şey, iyi niyetin kendi başına bir sonuç sanılması. Bir hafta sonunu bir kampanyaya vermekle o kampanyanın bir şeyi değiştirmesi aynı şey değil. İkisini karıştırmak insani, çünkü ilki ölçülebilir bir çabadır ve hissedilir, ikincisi ise ancak sonradan ve dolaylı olarak görünür.


Bregman'ın önerdiği kavram ahlaki hırs. Hırsın kendisine değil, hırsın yönüne itiraz ediyor. Kariyer, unvan ve prestij için harcanan enerjiyi olduğu gibi alıp dünyanın en büyük ve en ihmal edilmiş problemlerine çevirmeyi öneriyor.


Kitaba göre bu, birkaç şeyin aynı anda yapılması demek: bir girişimci gibi analiz etmek, sonuçları ölçmek ve gerektiğinde yöntemi değiştirmek, bir idealistin ahlaki pusulasını elde tutmak, bir aktivistin kararlılığıyla yanlış anlaşılmayı ve rahatsızlığı göze almak. Bregman'ın deyişiyle, dünyayı değiştirenler ne kendi tutarlılığına âşık ahlakçılardır ne de önceden çizilmiş bir yolda ilerleyen kariyeristler.

Yeteneğin israfı


Kitabın en sert bölümü burası. Bregman, antropolog David Graeber'in "bullshit jobs" kavramına dayanarak modern ekonomideki yetenek israfını anlatıyor. Kimsenin okumadığı raporlar. Koordinasyona ihtiyacı olmayan ekiplerin koordinasyonu. Bir sonraki toplantıyı hazırlamak için yapılan toplantılar. Prestijli ama içi boş kariyer basamakları.


Öte yandan hemşirelik, öğretmenlik, temizlik işleri ve araştırma gibi toplumsal getirisi yüksek meslekler hem düşük ücretli hem de düşük statülü kalıyor.


Bregman burada durmuyor. Vicdanı rahatlatan aktivizmi de aynı ölçüye vuruyor: çevrimiçi bir imza kampanyası, paylaşılan bir gönderi, profil fotoğrafına eklenen bir çerçeve, ara sıra sürdürülen bir boykot. Bunların hiçbiri kötü değil. Ama hiçbiri yapısal bir değişiklik üretmiyor.


Fikri somutlaştırmak için bir kariyer matrisi öneriyor. Bir eksende kişisel hırs, diğerinde toplumsal fayda. Dört kutu çıkıyor ortaya ve yalnızca hırsın gerçek etkiyle buluştuğu kutu dünyayı değiştiriyor. Ötekiler, iyi niyetli olanlar dahil, bir yerde takılıp kalıyor.

Bu teşhis bize tanıdık geliyor. Etkili Bağış olarak sorduğumuz soru da tam olarak bu: görünüşte yararlı olanla gerçekten yararlı olanı nasıl ayırt ederiz? Çünkü sınırlı kaynağı olan biriyiz hepimiz. Zamanımız sınırlı, paramız sınırlı.


80.000 saat ve Thomas Clarkson'ın stratejisi


Bregman'ın hatırlattığı bir rakam var: ortalama bir çalışma hayatı yaklaşık 80.000 saat. Nadir ve geri alınamaz bir kaynak.

Bu saatlerin nasıl kullanılacağını anlatmak için kitap, İngiliz kölelik karşıtlarına ve Thomas Clarkson'a dönüyor. Clarkson ve arkadaşları köleliğin tümüne karşı öfkeli konuşmalar yapmakla yetinebilirlerdi. Yetinmediler. Önce köle ticaretini hedef aldılar. Ulaşılabilir bir hedef, kanıt toplayan bir saha çalışması, kurgulanmış bir kampanya, kademeli kazanımlar. Ve sonunda tarihsel bir dönüş.


Bregman bu hikâyeyi bir ahlak dersi olarak değil, bir strateji örneği olarak anlatıyor: bir hedefi seçin, onu açık bir öncelik hâline getirin, ilk zaferi kazanın, ötekilerin yolunu açın. Örneğin köleliğin kaldırılması yalnızca kampanya stratejisiyle açıklanamaz. Köle isyanları sömürge düzenini sarstı, sanayi devriminin ekonomik baskıları rol oynadı, Britanya İmparatorluğu'nun diplomatik çıkarları da işin içindeydi. Bregman'ın anlatısı sadeleştirilmiş bir anlatı. Yine de asıl noktayı bozmuyor: hedef seçimi, çabanın kendisi kadar belirleyici.


Ahlaki hırs hangi problemlere işaret ediyor?


Kitabın bıraktığı boşluk burada. Bregman "en önemli problemlere yönelin" diyor, ama hangi problemin en önemli olduğuna nasıl karar verileceğini bir yöntem olarak anlatmıyor.


Etkili Bağış'ta bu kararı verirken üç önemli soru soruyoruz. Bunlar bizim icadımız değil, efektif altruizm (EA) topluluğunun yıllar içinde damıttığı ölçütler. Çözülebilirlik: ek kaynaklarla durumu iyileştirmek mümkün mü? Ölçek: bu problem ne kadar geniş bir kitleyi etkiliyor? İhmal edilmişlik: bu problemi çözmek için yeterli çaba ve kaynak ayrılıyor mu? ve buna hatta aciliyet eklenebilir. Yani, problemin çözülmemesi durumunda ne gibi geri dönmemizin imkânsız olduğu zararlar ortaya çıkacak?


hangi küresel probleme odaklanacağımızı karar verirken kullanabileceğimiz ITN yaklaşımı. ölçek, çözülebilirlik ve ihmal edilmişlik.

Clarkson'ın yaptığı şey, bu dört soruyu ismini bilmeden sormaktı. Köle ticareti geniş ölçekliydi, siyaseten ihmal edilmişti ve tek bir yasayla çözülebilir bir yanı vardı.


Bu ölçütlerin sonuçları bazen sezgimize ters düşüyor. Lucius Caviola'nın yürüttüğü ve Our World in Data tarafından paylaşılan araştırmaya göre, aynı alanda çalışan kuruluşlar arasında maliyet etkinlik farkı 100 kata kadar çıkabiliyor. [1] Yani bağışınızın büyüklüğü kadar, adresi de belirleyici.


Somut bir örnek: Against Malaria Foundation'a yapılan yaklaşık 150 TL'lik bir bağış, iki çocuğu iki yıl boyunca sıtmaya karşı koruyan cibinliklerin dağıtılmasını sağlıyor. [2] Bu rakamı biz hesaplamıyoruz. GiveWell hesaplıyor, biz Türkçe'ye taşıyor ve kuruluşu ulaşılabilir kılıyoruz. Yöntemin ayrıntısı yaklaşımımız sayfasında.


Bregman'ın kitabında AMF'nin ve GiveWell'in hikâyesi de var. GiveWell'i Wall Street'te çalışan, "iyi bir şey yapmak" yerine "en iyi şeyi nasıl yaparım" diye soran finansçılar kurdu. Bugün dünyanın en çok başvurulan bağımsız değerlendiricisi.


Kitaba nereden itiraz edilebilir?


Moral Ambition'ı eleştirel bir gözle okumakta fayda var. Bregman'ın üslubu zaman zaman provokatif, hatta ayrıştırıcı. Bunun bir işlevi olduğunu kabul etmek gerekiyor: kayıtsızlığı kırıyor. Ama bazı okurları da kapıda karşılayıp geri gönderme riski taşıyor.


Daha esaslı itiraz, "yararlı iş" ile "yararsız iş" arasında kurduğu keskin ayrımda. Gerçek hayatta bir işin dışsallıkları çoğu zaman ölçülemez ve iç içedir. Muhasebeci olmadan hesap verebilirlik olmuyor mesela. Bregman'ın kitabı bir haritadan çok bir pusula: yönü gösteriyor, arazinin ayrıntısını değil.

Bir de şu var. Kitap kariyer üzerine kurulu ve bu, kariyerini yeniden kuramayacak durumda olan okuru dışarıda bırakma riski taşıyor. Oysa ahlaki hırs bir meslek değiştirme çağrısından ibaret değil. Nereye bağış yaptığınıza karar verirken de, boş vaktinizi kime ayırdığınıza karar verirken de uygulanabilir bir düşünme biçimi.


Peki ne yapabiliriz?


Kitabı kapattıktan sonra atılabilecek küçük adımlar var. Hepsini yapmak zorunda değilsiniz elbette ama bir yerden başlamak elzem eğer içinde yaşadığımız dünyada bu kısa yaşamımızda bir fark yaratmak istiyorsak.


Bir problemi seçin, bir duyguyu değil. Sizi en çok etkileyen haberi değil, dört ölçüte en iyi uyan problemi seçin. İkisi bazen aynı çıkar, bazen çıkmaz.


Bağışınızın adresini bir kez sorgulayın. Bu yıl yaptığınız bağışın gittiği kuruluşun etkisini bağımsız bir değerlendirici ölçmüş mü? Ölçmediyse bu kuruluşun kötü olduğu anlamına gelmiyor, sadece bilmiyoruz demek.


Küçük ve süreli bir deneme yapın. Gelirinizin %1'ini altı ay boyunca yüksek etkili bir kuruluşa yönlendirmek, kararın nasıl hissettirdiğini görmek için yeterli bir deneme.

Kitabı bir başkasına verin. Bregman'ın kendi tezine en uygun tavsiyesi bu. Bir fikir, dolaşıma girdiğinde işe yarar.


Mesleki becerinizi masaya koyun. Avukatsanız, veri analistiyseniz, muhasebeciyseniz veya iletişimciyseniz, bu becerinin karşılığı bir STK için bağıştan büyük olabilir.

Son bir düşünce

Baştaki toplantı odasına dönelim. Bregman'ın kitabı o odadaki kimseyi suçlamıyor. Söylediği şey daha basit ve daha rahatsız edici: o odadaki yetenek başka bir yere yöneltilebilirdi ve kimse bunu yasaklamamıştı.


İyi niyet güzel bir başlangıç. Ama iyi niyet, işe yararlıkla eş anlamlı değil. Aradaki mesafeyi kapatan şey ne fedakârlık ne de suçluluk duygusu. Yöntem.

Ahlaki hırs, kalbinizi rafa kaldırmanızı istemiyor. Kalbinizin gittiği yere pusulayla gitmenizi istiyor.

Sıkça sorulan sorular


Kaynak


 
 
 

Yorumlar


bottom of page