top of page

Daha fazla iyilik yapmanın bilimsel yolu: Efektif Altruizm

  • Yazarın fotoğrafı: Alp
    Alp
  • 10 Nis
  • 4 dakikada okunur

Efektif altruizm: İyilik yapmanın "en iyi" yolu. Daha iyi bir dünya için birlikte hareket eden bir topluluk ağı.

Efektif altruizm, en basit haliyle “iyi olanı yapmanın” ötesine geçip en büyük iyiliği yapmak fikriyle ilgilidir. Yani mesele yalnızca yardım etmek değil; sınırlı kaynaklarımızla (zaman, para, emek) dünyada mümkün olan en büyük pozitif etkiyi nasıl yaratabileceğimizi akıl, kanıt ve eleştirel düşünme yoluyla araştırmaktır. Bir nevi, "en iyi"nin bilimidir.


Bu hareket, sezgilerimize ya da anlık duygusal tepkilerimize tamamen yaslanmak yerine, “Gerçekten en fazla faydayı nerede yaratabilirim?” sorusunu ciddiye alır. Çünkü her yardım eşit derecede etkili değildir. Aynı miktarda kaynak, bir yerde bir kişinin hayatını değiştirebilirken, başka bir yerde yüzlerce insanın yaşamını iyileştirebilir.


Bu yüzden efektif altruizm sadece “yardım etmek iyi bir şeydir” demekle yetinmez. Bir adım daha ileri gider: Hangi yardım daha iyi? Ne kadar iyi? Kimin için daha iyi?


Empatiden daha fazlası


Genelde özgecilik, empatiyle açıklanır: Başkasının acısını hissetmek ve ona yardım etmek istemek. Bu önemli bir başlangıçtır, ama efektif altruizm burada durmaz.


Çünkü yalnızca empatiye dayalı yardım, bazen bizi yanıltabilir. En görünür acıya, en dramatik hikâyeye ya da bize en yakın olana yönelme eğilimimiz vardır. Oysa dünya her zaman en görünür olanın değil, en çok ihtiyacı olanın etrafında şekillenmez.


Efektif altruizm bu noktada empatiyi dışlamaz; onu veri, akıl yürütme ve etki analiziyle tamamlar.


Basit bir örnek


Diyelim ki birine yardım etmek istiyorsunuz.

  • Bir aileye gıda yardımı yapmak,

  • Bir bölgede temiz suya erişim sağlamak için bir kuyu açılmasına destek olmak,

  • Ya da sokak hayvanlarına yardım etmek…

Bunların her biri özgeci bir davranıştır. Çünkü merkezinde “kendimden öte birine yardım etme” niyeti vardır. Ama efektif altruizm burada şunu sorar:

Ben aynı kaynakla hangisinde daha fazla yaşamı iyileştirebilir, daha büyük bir acıyı önleyebilirim?

Bu soru bazen sezgisel olarak rahatsız edici olabilir. Çünkü yardım etmeyi ahlaki olarak “hissetmek” isteriz. Oysa efektif altruizm, yardım etmeyi aynı zamanda düşünülmüş bir sorumluluk olarak ele alır.


Daha geniş resim


Bu yaklaşım, bireysel iyilikseverliği küçümsemez; tam tersine onu büyütmeye çalışır. Ama bunu “daha çok yardım et” diyerek değil, “daha etkili yardım et” diyerek yapar.


Dolayısıyla mesele sadece iyi niyet değil, iyi niyetin en yüksek etkiyle buluşmasıdır. Ve belki de en önemli fikir şudur:

Dünyada iyi olma kapasitemiz sınırlı değil, sadece yönlendirilmemiştir.


Efektif altruizm, bu yönü bulmaya çalışır.

"Uygar bir insanın alameti, bir sayı sütununu okuyup ağlayabilme yeteneğidir.”

Bertrand Russell’a atfedilen bu söz, üstüne biraz daha durmayı hak ediyor çünkü aslında hepimizin bildiği ama pek üzerine düşünmediği bir şeye işaret ediyor:

Görmediğimiz şeyleri hissetmekte zorlanıyoruz.


Duygularımız, yakınımızdaki insanlara göre şekillendi. Ailemize, arkadaşlarımıza, hikâyesini bildiğimiz hayatlara… Ama bugün, etkimizin çok daha uzağa uzanabildiği bir dünyadayız.

Ve bu, içgüdülerimizin alışık olduğu bir şey değil.


Bir sayı sütunu bazen milyonlarca insanın hayatını temsil ediyor. Ama o sayıların içindeki tek tek hayatları gözümüzde canlandırmak kolay değil. Belki de tam bu yüzden, küresel sorunlar içimizde yeterince güçlü bir karşılık bulmuyor. Aynı şey çözümleri için de geçerli: Etkileri o kadar geniş ki, zihnimiz onları kavramakta zorlanıyor.


Zihnimiz, tek bir çocuğun ölümcül bir hastalıktan korunmasını, ailesinin hissettiği rahatlamayı, o anın ağırlığını hayal edebiliyor. Ama bunu milyonlarla çarpmak… orada duruyoruz. Bilişsel dünyamızdaki bu eksiklik, o hayatları daha az gerçek kılmıyor. Sadece bizim onları hissetme kapasitemizin bir sınırı olduğunu gösteriyor.


Bugünün ve yarının yerel ve küresel problemlerini çözebilmek için buraya daha fazla odaklanmamız gerektiğini düşünüyoruz: Hissedemediğimiz yerlerde bile düşünmeye devam edebilmek.


İşte efektif altruizm tam olarak bu motivasyondan doğuyor. Amaç sadece iyilik yapmak değil; mümkün olan en büyük iyiliği yapmak.


Yapılan İyilikler Nasıl Daha "İyi" Olabilir?


Bugün hem bireyler hem kurumlar dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çabalıyor. Niyet çoğu zaman güçlü. Ama etkisi? İşte asıl soru burada başlıyor. Çünkü yapılan iyiliğin sadece var olması değil, nasıl yapıldığı da belirleyici.


Bir an için görme engelli bir birey için rehber köpek sağladığınızı düşünün. Bu, hayat değiştiren bir destek. Ama aynı zamanda oldukça maliyetli: 45.000–60.000 dolar ve yıllar süren bir eğitim süreci. Şimdi aynı kaynağın başka bir yerde nasıl kullanılabileceğini düşünelim.


Gelişmekte olan bir ülkede, trahom nedeniyle görme kaybı yaşayan bir bireyin tedavisi yaklaşık 1500 TL. Aynı bütçeyle bir kişiye rehber köpek sağlamak mı, yoksa yüzlerce insanın görmesini geri kazandırmak mı?


İki seçenek de iyi. Ama aynı derecede etkili değiller. Burada hayatları karşılaştırmıyoruz; müdahaleleri karşılaştırıyoruz. Çünkü kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada, bir derneğe / projeye yönlendirilen bir kaynak başka bir yere yönlendirilmeyen bir kaynak anlamına geliyor. Adil mi? Bizce değil.


Bunun yine de altını çizmeliyiz tekrardan: Bu noktada mesele bir şeyi diğerine karşı konumlandırmak değil. Asıl mesele şu: Sınırlı kaynaklarla en fazla etkiyi nasıl yaratırız? Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, örneğin WeWalk gibi daha erişilebilir çözümler ortaya çıktıkça bu denge daha da değişiyor. Belki de doğru soru şu: Daha fazla insanın hayatına dokunabilecek çözümleri nasıl ölçekleriz?


Dünya Sağlık Örgütü’ne göre trahom, 44 ülkede hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu ve milyonlarca insanın görme kaybına neden oluyor. Üstelik çoğu zaman önlenebilir koşullarla bağlantılı: yetersiz hijyen, kalabalık yaşam alanları, temiz suya erişim eksikliği. Bu tabloya baktığınızda, küçük bir müdahalenin bile ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini fark ediyorsunuz.


137 milyon kişi trahoma endemik bölgelerde yaşıyor ve trahom körlüğü riski altında.

Efektif Altruizm Hangi Soruları Soruyor?


Bu yaklaşımın merkezinde aslında oldukça basit ama güçlü üç soru var:


  • Bu problem ne kadar büyük?

  • Bu problem çözülebilir mi?

  • Bu problem ihmal ediliyor mu?

Bu üç sorunun kesiştiği alanlar, genellikle en yüksek etki potansiyeline sahip oluyor. Bu üç soru, dünyaya bakış açınızı değiştirir. Çünkü bazı problemler sadece büyük değildir, aynı zamanda çözülebilir ve yeterince ilgi görmez. İşte bu kesişim noktası, en yüksek etki potansiyelini barındırır.


en yüksek etkiyi yaratacak alanları seçmek için önceliklendirme çerçevesini kullanın. Ölçek, ihmal edilmiş, çözülebilirlik.
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacağız.”

Aşağıdaki içerikte, efektif altruizm'in ne olduğu daha yakından keşfedebilir, hangi küresel problemlerin neden diğerlerinden daha acil olduğunu ve bireylerin nasıl küresel problemlerin çözümünde aktif bir paydaş olabileceğini inceleyebilirsiniz.






 
 
 

Yorumlar


bottom of page