top of page

Ya İklim Krizi En Çok İhmal Edilen Küresel Sorunlardan Biriyse?

  • Yazarın fotoğrafı: Alp
    Alp
  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur

İklim krizi hakkında konuşmayı seviyoruz. Çünkü konuşmak, bir şey yaptığımız hissini veriyor. Daha az uçmak, daha az tüketmek, ağaç diktirmek, karbon ayak izimizi hesaplamak…


Bunların her biri, iyi niyetli, samimi ve çoğu zaman içten gelen çabalar. Ama bazen insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor:


Bütün bu çabalar, gerçekten en çok işe yarayanlar mı?

Ya sonuçlar da en az niyet kadar önemliyse?

 

William MacAskill, Doing Good, Better adlı kitabında tam olarak bu sorunun peşine düşüyor. Türkiye’de hâlâ çok az bilinen, felsefi ve küresel bir yaklaşım olan efektif altruizmi bu sorudan yola çıkarak anlatıyor.

 

Temel fikir oldukça sade ama sarsıcı:

Eğer başkalarına yardım etmek, dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek istiyorsak, bunu en büyük etkiyi yaratabileceğimiz yerde yapmayı ciddiye almalıyız.

  

Bu yazı dizisinde, kitabın temel fikirlerini 5 tematik başlık altında, somut örneklerle ele alıyoruz.

iklim değişikliğine karşı yapabileceklerimiz

Ağaç dikmek… ama sonra ne oluyor?


Ağaç dikmek güzel. Simgesel. Fotoğrafı hoş. Vicdanı rahatlatıyor.

Ama iklim krizi, fotoğraflarla çözülen bir problem değil.


İklim; sağlık, yoksulluk, göç, çatışma ve gıda sistemleriyle iç içe geçmiş bir kriz. Yani bireysel jestlerden çok, sistemik dönüşümlerle değişiyor.


Bir karbon vergisi, milyonlarca insanın davranışını etkileyebilir.

Bir düzenleme, bir sektörün yönünü değiştirebilir.

Bir araştırma yatırımı, geleceğin teknolojisini belirleyebilir.


Ama bunların hiçbiri, bir ağaç dikme kampanyası kadar “görünür” değildir. Ve çoğu zaman, görünür olmayan şeyleri desteklemek daha zordur.


Etki çoğu zaman sessizdir


MacAskill’in kitapta altını çizdiği en önemli fikirlerden biri şudur: En büyük dönüşümler genellikle en az alkışlanan yerlerde başlar. Clean Air Task Force gibi kuruluşlar, manşet olmadan politika üretir. Araştırma fonları, yıllarca sonuç vermeden çalışır. Kırılgan ülkelerde yürütülen iklim uyum projeleri, fotoğraf karelerine sığmaz.


Ama tam da bu sessizlik içinde, gerçek etki büyür.


İklim kriziyle mücadelede asıl soru artık şudur:

“Ne yaptığımız” değil, “hangi sonucu ürettiğimiz.”


Örneğin, en iyi iklim STK’larına yapılan her 200 TL’lik bir bağış:


🌳 250 ağacın 1 yılda emdiği karbonu,

✈️ 25 transatlantik uçuşun karbon telafisini,

👣 25 kişinin yıllık karbon ayak izini

dengeleyebilecek bir etki yaratıyor.


Yani sadece 200 TL ile yaklaşık 5 ton CO₂ salımını önlememiz mümkün.


İklim krizi gerçek ama hâlâ yeterince ciddiye alınmıyor


2010’lu yıllarda, küresel kalkınma yardımlarının yalnızca çok küçük bir kısmı iklimle ilgili çalışmalara ayrılıyordu (%2’sinden azı!). Bugün bu oran artmış durumda. Ancak MacAskill’in uyarısı hâlâ geçerli: Bir konunun çok konuşulması, o konunun doğru ele alındığı anlamına gelmiyor.


Medya ilgisi, sosyal medya paylaşımları, popüler kampanyalar… Bunların hiçbiri, bir çözümün gerçekten işe yaradığını garanti etmez. Bu yüzden efektif altruizm, bizi daha zor ama daha dürüst bir yere davet ediyor:


Karşılaştırmaya.

Ölçmeye.

Ve gerekirse fikrimizi değiştirmeye.


Peki biz ne yapabiliriz?


Kusursuz olmamız gerekmiyor.

Ama biraz daha bilinçli olabiliriz.


Önce öğrenerek. Kitap, iklim alanında efektif altruizm yaklaşımını uygulayan Giving Green gibi titiz değerlendiricilere güvenmeyi öneriyor.


Sonra bağışlarımızı yalnızca kalbimize değil, akıl pusulamıza da sorarak. Bağışlarının bir kısmını kaldıraç etkisi yüksek iklim projelerine yönlendir ve seçimlerine, birikimlerini yönetirken gösterdiğin özeni burada da göster.


Son olarak kesişim noktalarını düşünerek. İklim ve sağlık, iklim ve yoksulluk, iklim ve insan olmayan hayvanlar, iklim ve yapay zekâ. Çevresel etki, diğer küresel sorunlarla kesiştiğinde çok daha güçlü hale gelebilir.


Çünkü etki, çoğu zaman bu kesişimlerde büyüyor.


Efektif altruizm ekolojik dönüşüme ne katabilir?


Efektif altruizm hareketi, ekolojik eyleme yeni bir bakış açısı sunuyor: daha berrak, daha az suçluluk odaklı ve gerçek sonuçlara çok daha fazla odaklanan bir yaklaşım. Mesele kusursuz olmak değil; daha bilinçli şekilde daha iyisini yapabilmek.


Efektif altruizm, basit ama zorlayıcı bir soruya cevap arar:

“Kaynaklarımı (zamanımı, paramı, enerjimi) en çok iyiliği yaratacak şekilde nasıl kullanabilirim?”

Bu yaklaşım, seçenekleri karşılaştırmayı, mevcut verilere dayanmayı ve eylemi en çok ihmal edilen ve en dönüştürücü alanlara yönlendirmeyi içerir. Aynı zamanda verimli bir şüphe kültürünü teşvik eder: harekete geç, değerlendir, yeniden düzenle.


Ve en önemlisi şunu kabul etmeyi öğretir: verimlilik soğuk bir kelime değil, ahlaki bir gerekliliktir.


Son bir düşünce


İklim için bağış yaparken, aslında sadece para vermiyoruz. Bir yaklaşımı, bir önceliği ve bir geleceği destekliyoruz.


Bazen iki bağış, iki kampanya ya da iki proje dışarıdan bakıldığında çok benzer görünebilir. Ama aralarındaki etki farkı, düşündüğümüzden çok daha büyük olabilir.


Sağduyu bizi harekete geçirir. Titizlikle yürütülen araştırma ise bizi doğru yere yönlendirir.

Belki de bu yüzden, bu kez gezegenimiz ve içinde yaşayan tüm canlılar için bağış yaparken bir pusula kullanmak, sandığımızdan çok daha anlamlıdır.





 
 
 

Yorumlar


bottom of page