top of page

Bağışlarınızı daha iyi bir şekilde dağıtmak için 3 sepet modeli

  • Yazarın fotoğrafı: Alp
    Alp
  • 3 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Muhtemelen daha önce bir derneğe bağış yaptınız, bir kampanyayı desteklemek için imza verdiniz ya da yaptıklarını önemsediğiniz bir yerde gönüllü oldunuz. Belki de kalbinize yakın bir mesele için zamanınızı ya da paranızı paylaştınız.


Bunları yaparken içinizden bir kere bile olsa "umarım gerçekten işe yarıyordur" diye düşündüyseniz, bu yazı sizin için.


Belçikalı filozof Stijn Bruers, sahip olduğumuz sınırlı kaynaklarımızı (zamanımızı, enerjimizi ve paramızı) daha bilinçli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmamız için basit ama güçlü bir çerçeve sunuyor. 


Üç Sepet Modeli


Bu yaklaşım bizi “ya kalbim ya aklım” ikilemine düşmeden, ikisini birlikte düşünmemize yardımcı olması açısından çok önemli.


Bağışlarınızı daha iyi bir şekilde dağıtmak için 3 sepet modeli

🧺 1️⃣. Sepet: Kendin için


Önce kendimizi ayakta tutmak.

Sağlığımıza, güvenliğimize ve dinlenmeye yatırım yapmayı bencillik değil; uzun vadeli bir iyilik yapma kapasitesinin olanağı olarak görebiliriz. Kendimizi tüketerek değil, güçlenerek, etki alanımızı geliştirerek katkı sunabiliriz.

Buradaki soru şudur: Benim için “yeterli” olan ne?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Ama bu soru, paylaşabileceğimiz alanı fark etmemizi sağlar.


🧺 2️⃣. Sepet: Bağ kurdukların ve değer verdiklerin için


Bu sepette kalbimiz var.

Kişisel bağlarımız, yerel sorumluluklarımız, bizi harekete geçiren hikâyeler…

Yakınlarımız, mahallemiz, içinde yaşadığımız topluluklar.

Bu alandaki bağışlar ve destekler, aidiyet hissimizi ve insani bağlarımızı güçlendiriyor. Bu sepet etki kıyaslaması yapmaz. Bağ kurar. Dayanışma üretir. Ve çok değerlidir.


🧺 3️⃣. Sepet: Yüksek etki için


Bu sepette ise ölçülebilir etki var.

Her bir liranın gerçekten büyük bir fark yaratabildiği, çoğu zaman gözden uzak ama etkisi çok yüksek alanlar. Burada kararlarımızı duygusal yakınlığa göre değil, ölçülebilir etkiye göre veririz.

Bu soğuk bir hesap değildir. Bu, genişlemiş bir merhamet biçimidir.


Her şeyinizi bu sepete koymak zorunda değilsiniz. Ama hiçbir şey koymazsanız, çok büyük bir potansiyeli de hiç kullanmamış olursunuz.


Aslında Yaptığımız Şey Çok Tanıdık


Hepimiz günlük hayatta bunu yapıyoruz: En uygun seçeneği, en işe yarayanı, en anlamlı olanı arıyoruz.

Bağış söz konusu olduğunda da aynı şeyi istememiz çok doğal:

Boşa gitmesin.

Gerçekten bir işe yarasın.


Bağışlarınızı daha iyi bir şekilde dağıtmak için 3 sepet modeli | Üçüncü Sepet Nasıl Doldurulur?


1. Kendi dengenizi belirleyin


50/50, 20/80, 100/0…

Önemli olan oranın kendisi değil, hem size uygun ve sürdürülebilir olması hem de içinde yaşadığımız dünyayı daha iyi bir yer yapma yolunda sorumluluk almış olmaktır.


2. Güvenilir verilere dayanın


GiveWell, Giving Green, Animal Charity Evaluators, Founders Pledge gibi bağımsız değerlendirmeler bu noktada yardımcı olur. Etkili Bağış’ın küresel sağlık ve kalkınma, iklim değişikliği, hayvan refahı gibi köklü ve karmaşık problemleri çözmek için önerdiği yüksek etkili dernekler de buralardan beslenen güvenilir verilere dayanır.


3. Küçük ama düzenli adımlar atın


Aylık bağış, bağış yaptığınız derneği verilere göre değiştirmeniz, farklı derneklere ve problem alanlarına bölmeniz, yıllık bağış gözden geçirmesi…


Sizin de mesele ettiğiniz bir problemi çözmek için uğraşan yüksek etkili bir dernekle gelirinizin %1’ini 6 aylığına bağışlayarak, ya da tek seferlik bir kahve parasıyla iki çocuğu iki yıl boyunca sıtmaya karşı koruyacak ilaçlı yatak fileleri almak gibi küçük adımlarla başlayın ve hem sizin nasıl hissettiğinizi hem de bu eyleminizin değiştirdiği yaşamları deneyimleyin.


Küçük kararlar, uzun vadede büyük fark yaratır.


Etkili Bağış Neyi Seçiyor?


Etkili Bağış, üçüncü sepette durmayı seçiyor.

Çünkü herkes kalbine yakın olanı zaten bulabiliyor.

Ama en yüksek etkiyi bulmak çoğu zaman yalnız kalınca zor oluyor.


Biz burada şunu yapıyoruz:

İnsanların iyi olma isteğini, gerçekten iyi sonuçlara bağlamaya çalışıyoruz.


Son Bir Düşünce


Evet, bağış yapmak zorunda değiliz.

Ama bağış yapıyorsak, bunun gerçekten hayatlara dokunmasını istememiz çok insani.


Eğer aynı kaynakla 100 kat daha fazla iyilik yapabiliyorsak, bunu yapmayı seçmek ahlaki bir sorumluluk olabilir.

Bu bir mükemmeliyetçilik değil. Bu bir saygı.

Hem yardım ettiğimiz insanlara, hem de kendi niyetimize duyduğumuz saygı.


Kısaca


Kendimizi de düşünelim,

kalbimizi de dinleyelim,

ama elimizdekilerin neyi mümkün kıldığını da merak edelim.


Çünkü bazen küçük bir yön değişikliği, çok daha büyük bir iyiliğe dönüşebilir.

Herkesin sepetleri farklı oranlarda dolabilir ve bu olabilecek en doğal şeylerden biri.


Yine de önemli olan, kaynaklarımızı rastlantıyla değil, farkındalıkla paylaştırmak.

Bağışlarınızı daha iyi bir şekilde dağıtmak için 3 sepet modeli bu farkındalığı aşılamak için pratik bir rehber aslında.


Peki siz bu yıl 3. sepetiniz doldurmaya başladınız mı?


Değilse merak etmeyin, sosyal etkinizi artırmak ve paranızı en çok ihtiyacı olanlara yönlendirmeyi seçmek için hiçbir zaman geç değil.


Harekete Geç


Aşağıda yer alan kuruluşlar, her yıl milyonlarca insanı koruyan ve etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış müdahaleleri gerçekleştiriyor:



Aşağıda yer alan kuruluşlar 2026 için bağışladığınız her lira başına gezegenimizi ve içinde yaşayan tüm canlıları en çok koruyan en iyi iklim STK’ları:



Aşağıda yer alan kuruluşlar, şimdiye kadar yüz binlerce hayvanın hayatını etkilemiş müdaheleleri gerçekleştiriyorlar:








 
 
 

Yorumlar


bottom of page